Haber Türk yazarı Umur Talu, Şemdinli davası ile ilgili bir yazı kaleme aldı. Talu’nun yazısı şöyle: “Kitapevi.
Bomba. Bir ölü. Ahalinin yakaladıkları. İki astsubay, bir uzman, bir
PKK itirafçısı. Dönemin “müstakbel
Genelkurmay Başkanı” Büyükanıt’ın
“Tanırım, iyi çocuktur” deyişi.
Genelkurmay Başkanı H. Özkök’ün, Savcı’nın Büyükanıt’ı da suçlamasına tepkisi. Komutanlar zirvesi. Hükümet paniği. Adalet Bakanı Çiçek’in, HSYK’ya katılmasa da müsteşar gönderip Savcı Sarıkaya’nın ihracını sağlaması.
Hürriyet’in
Genelkurmay Başkanı E. Özkök’ün şampiyonluk sevinciyle attığı “(Savcı) Avukat bile olamayacak” manşeti.
Davanın askeri yargıya transferi. Beraat. Yine sivil yargı. Savcı’nın mesleğe dönüşü.
Van’ın enkazı üstünde 40’ar yılı bulan üç mahkumiyet!
1. İki astsubay ile itirafçıya 40’ar yılın gerekçesi: “Suç işlemek için kurulmuş örgütün üyesi olmak; silahlı örgütün amaçları doğrultusunda
bombayla ve tasarlayarak insan öldürmek ve kasten yaralamak.” 2. Bu durumda; a) Bu hangi örgüttür? Kimler üyedir? Nasıl üye toplar?
b) Başı, yöneticileri, hedefleri nelerdir? c) (Ergenekon’da henüz karar olmadığına göre) ayrı bir yapılanma mıdır? d) Örgütün diğer suçları nelerdir, nerede ve kime karşıdır? e) Üç mahkum, örgütün tamamı değillerse, kimden emir almışlardır?
Alt rütbeden iki asker ile itirafçı için böyle bir karar varsa, o dava bitmemiş demektir.
Diğer örgüt davalarında kolayca yayılan; “yardım ve yataklık, finansörlük, delil karartma, örgü
tle mücadeleyi sekteye uğratma, övgü ve propaganda” gibi hususlar neden ortaya çıkmasın?
1. Örgüt üyesini öven, kısa süre sonra
Genelkurmay Başkanı olacak günün Kara Kuvvetleri Komutanı, 2. Sevk ve idare edenler; ilk iddianamedeki “Sıralı komutanlar”! 3. Finanse eden, silah ve
bombaları temin edenler; 4. Diğer faaliyet ve eylemlerinde bulunan, emir verenler;
5. Örgütü, üyeleri, eylemleri bilip göz yuman, delil karartanlar; 6. Örgüt üyeleri için hükümete baskıda (hadi rica olsun) bulunmaktan şüpheli günün
Genelkurmay Başkanı ve hemen toplanan kuvvet komutanları; 7. Altı yıl boyu örgüt üyeleri için kılını kıpırdatmamış 5
Genelkurmay Başkanı, Jandarma komutanları; 8. Eylem ve suçu ilk tanımlayan Savcı’yı engelleyip adil yargılamayı etkileyerek ihracını sağlayan hükümet, devlet ve HSYK mensupları; onu “mesleğin şeref ve onurunu bozmak”la suçlayıp ezenler; 9. İddianameye “darbe” diyen ana muhalefet lideri ve diğerleri; 10. Örgüte değil, iddianameyi hazırlayan Savcı’ya manşetle yahut yazıyla bindirip “propaganda yapan veya örgüt propagandasına alet olan”lar…
Çok uzuyor liste… Çok sayıda insan böyle tutuklanıyor, yargılanıyor ya! Tabii yargıya karışmak gibi bir amacımız olamaz! Gördüğümüz yahut görmezden geldiğimiz gibi…
Bu askerler “suç örgütü üyesi olarak
bombalamış” ise, “suç ve örgüt” onlarla başlayıp onlarla bitmez! Bu dava bize ya çok şey anlatır… Ya iyice aptallaştırır! Emirlerindeki 100 bin astsubaya zerre insani, mesleki değer vermeyip bugün “silahlı suç örgütü üyesi” diye mahkum olana kefil yazılmış büyük komutanları ya anlatır ya yine bir şey anlamayız.
“
Terör”ün sadece
terör olmadığını belki anlarız, belki asla!..
12 Eylül öncesi kilit bakanı Menteşe’nin, “Darbe olsun diye askerler her yerde
bomba patlattı; Maraş ve Çorum’u planladı” deyişiyle birlikte uzun bir hafıza köprüsü kurar ya da kurmayız.
Kontrgerillanın özünü yakalamış Savcı Doğan Öz’ün kimler tarafından öldürtüldüğüne dair merak canlanır ya da canlanmaz. Ersever, Avcı, Eymür gibi itirafları katarak “Kaos Korku Kültürü”nde bir yere oturtur yahut havada bırakırız. Hepsi sizin bileceğiniz iş. Ama bu dava
Van’da bitmez