İnsanı yaratan kudreti ilahi onun rızkını da beraberinde gönderir. Allah insanların yaşamlarını sürdürebilsinler diye şu koca kainatı nimetlerle donatmıştır. Allah insana akıl da vermiştir ve hayatının devamını sağlaması için yetenek de vermiştir. Fakat insanoğlu hayatı zehre çevirmiştir. Kaçakçılık yüz yıllardır bu toprakların gerçeği. Peki bu gerçeğe karşılık devlet ne yaptı? Cevap hiçbir şey. “Kaçakçılık yaparsanız sizi öldürürüz” dedi, o kadar. Nitekim yaptı da sınırlarda on binlerce insan ya Türkiye veya sınırın diğer tarafındaki ülke askerleri tarafından öldürüldü. İnsanlar bu kaçakçılığı ölümüne yapmak zorunda, başka çaresi yok çünkü. Van’ın Özalp İlçesi’nde 1943’de 33 kaçakçıyı Orgeneral Muğlalı eliyle öldüren devlet, anlayışı hiç değişmedi.
Hatırlanacağı üzere Abdullah Öcalan bir açıklamasında, “Devletle anlaştım, barış konseyi kurulacak” demişti. Bu açıklamanın hemen ardından onlarca olay gerçekleşti, son olarak da Çukurca’da 24 askerin şehit edildi. Bunun üzerine hükümet top yekün PKK’nın üzerine gitme kararı aldı ve bu karar devam ediyor.
Son günlerde Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Kürtlerin kimlik hakları dahil tüm haklarını vereceklerini söyledi. Ardından ikinci açılım paketi gündeme geldi ve 2. açılım paketinde PKK’nın dağda indirilmesi, “Sayın Öcalan” denmesinin suç olmaktan çıkarılması. Genel af gibi barışı getirebilecek adımlar kamuoyuna duyuruldu.
Ne zaman Türkiye’de barıştan söz edilse hemen ardından bombalar patlıyor. Barışı engellemek isteyen derin güçler harekete geçiyor. Bazen asker-polis, bazen PKK’lı bazen de siviller öldürülüyor ve barış baltalanıyor.
Uludere katliamının da barışı engellemek yönünde olduğu ve hükümeti Kürt sorununu çözmekte zor durumda bırakmanın hedeflendiği söyleniyor.
Kaçakçılara yasal yollar açmayı denemedi bu devlet. Uluslar arası çıkarlar ve büyük şirketlerin çıkarı için bu devlet akaryakıt getirilmesine izin vermiyor. Diğer ürünlere de kota koyuyor. Hal böyle olunca geçinmek zorunda kalan çoğu 15 40 yaş arasındaki kaçakçılar sınırda can veriyor.
Şırnak’ın Uludere İlçesi’nde 35 kaçakçının katledilmesi de devletin zihniyetinin halen 1943’de kaldığını gösteriyor. Genelkurmay Başkanlığı, kaçakçıların PKK’lı zannedilerek vurulduğunu söylüyor. PKK’lıların tek tip elbise giydikleri biliniyor. Bu kadar teknolojinin geliştiği bir dönemde kaçakçıların elbiseleri ile PKK’lıların elbiseleri neden ayırt edilemedi? F 16’lar ile bombalama emrini kim verdi? Katliamdan sağ kurtulan 19 yaşındaki Hacı Encü, askerlerin kaçağa gidip geldiklerini bildiğini ve Türkiye’ye girişte önlerini kestiğini ardından da bombardımanın başladığını söylüyor. Bu iddia doğru mudur?
Bu olay cezasız kalırsa, Türkiye’de katliamların devam edeceğini söyleyebiliriz. PKK’lı zannetik diyerek kimse bu olaydan yakasını kurtaramamalıdır. Bu noktada da iş hükümete düşüyor. Derhal sorumlular cezalandırılmalıdır, aksi takdirde devleti kamuoyunun gözünde katliamcı olarak anacakların sayısında hayli artış olacaktır.