Van’daki 7,2 ve 5,6 büyüklüğündeki depremler sonrasında devlet-millet sınıfta kaldık. Deprem elbette ki büyük bir felaket, Allah kimseye böyle felaketler yaşatmasın. Ancak hepimiz sınıfta kaldık. Devlet-millet depreme hazır olmadığımız ve geçmiş depremlerden ders almadığımız ortaya çıktı. Öncelikle iki depremde de büyük emekler sarf ederek insanların hayatlarını kurtarmaya çalışan herkesten Allah razı olsun. Sorunların yaşanmaması için büyük emekler verildi ancak devlet sınıfta kaldı. Şimdi iki depremin karnesini ortaya koyalım. İlk etapta enkazda can kurtarmaya çalışan kurtarma ekiplerinin sayısı azdı, sonradan takviyelerle sayı çoğaltıldı.
Kurtarma ekiplerinin araç gereçlerinde eksiklik vardı. Öyle ki enkaz altında kimse var mı diye bakmak için iki kameramandan tepe ışığı bile istendi. Nüfusu 100 milyona yaklaşan Türkiye’de çadır sayısının sadece 75 bin adet olduğunu öğrendik. Millet çadır için birbirini yedi, belli başlı kesimler ve Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın Van’a geldiği gün dışında kimseye düzenli olarak çadır verilmedi. Hala çadır alamayan insanlar var ve perişan durumdalar. Derme çatma naylon ve bırandalarla başını sokacak yer yapmaya çalıştı. Çocuklar eksi 2 derece dışarıda banyo yaptırıldı. Çadır yangınlarında 5 çocuk yanarak öldü. Bu manzaralar Türkiye’ye yakışmadı. Ancak bu deprem Türkiye’nin neresinde yaşanırsa yaşansın benzer durumlar ortaya çıkacaktı. 1950’lerin savaş mantığı ile insanlar çadırkent, Mevlanaevleri ve konteynerkentlerde adeta kamplarda toplandı. Oysa herkesin evine en yakın noktasına çadır, mevlanaevleri veya konteynerler verilebilirdi. Devlet iyi bir organizasyon yapamadı ve büyük sıkıntılar yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. Bu işin devlet boyutu, işin bir de millet boyutu var.
Millet olarak da depreme hazır olmadığımız ortadaydı. Enkaz altında kalsak yanımızda bir damla su bile yoktu. Genel anlamda dürüst bir millet olmadığımız görüldü. Yapılarımız sağlam değildi, bunda hem müteahhitler hem de vatandaşlar suçluydu. Tabi ki herhangi bir denetim yapma gereği duymayan devlet kurumları da suçluydu. Başta okullar olmak üzere kamu kurumları ciddi hasar gördü. Daha 20 aylık binalar bile ağır hasar aldı. Kimimiz bir çadır bulamazken kimimiz evimizde yedek çadırlar bulundurduk. Kimimiz bir litre su alamazken kimimiz evimizin bir odasını hazır su ile doldurduk.
Halkın ihtiyaçlarını karşılayamayan devlet, göçe öncülük etti ve on binlerce insan Van’ı terk etmek zorunda kaldı. İnsanlar şehri terk edecek otobüs ve uçak bulamadı. Çok sayıda okul ciddi hasar alınca eğitime ara verilmek zorunda kalındı. Sağlık ve elektrik konusunda devlet sınıfı geçti. Sık sık elektrik kesintisinin yaşandığı Van’da depremlerden sonra genel anlamda elektrik kesintilerinin olmaması bir başarıydı. Özellikle sağlık alanında hizmetler tam anlamıyla yürütüldü denebilir. Ancak köylerdeki elektriğin zayıf olması nedeniyle çadırlarda yakılan sobalardan çıkan yangınlarda 4 çocuk yanarak öldü. Bu devletin yetersizliğini ortaya koydu. Şu anda Allah korusun Türkiye’nin herhangi bir ilinde deprem olsa, oraya gönderecek bir tane çadır yok. Çünkü çadırların hepsi Van’da. Tam 143 yıl öncem kurulan Kızılay’ın yeterince malzemesinin olmadığı ortaya çıktı.
Belediyeye gelince, doğal olarak belediye de depreme hazır değildi. İnsanlar valilik ve belediyeden büyük beklenti içine girdiler. Ancak ikisinden de memnun olmayanların sayısı hayli fazla. Elbette ki hem valilik hem de belediye elinden geleni yaptı ancak yılların ihmalinin cezasını çektiler. Altyapıda ve suda önemli oranda sorunlar yaşanmadı. Çevre illerin belediyelerinden gelen yardımlar halka dağıtıldı.
Her ilde ömürlük ve dayanıklı 10 bin çadır bulundurulsaydı, Türkiye’de 810 bin çadır hazır olacaktı. Çadırlar ve konteynerler tırlarla birlikte kargo uçakları ve trenle taşınsaydı, insanlar bu kadar perişan olmazdı. Konteynerlar tek parça halinde değil de portatif bir şekilde gönderilseydi ve Van’da monte edilseydi, daha fazla sayıda gönderilmiş olabilirdi. Depremle ilgili tüm işler için her kurumdan yüzer kişi görevlendirilip Van’a gönderilseydi, her alanda 8 bin 100 personel hizmet verebilirdi. Böylece hasar tespit başta olmak üzere diğer tüm alanlarda 3 yüz 5 yüz kişi değil de binlerce personel hizmet vermiş olacaktı.
Van depremleri Türkiye’yi birbirine kenetledi. Büyük bir kardeşlik örneği ortaya kondu, emek veren yardım eden herkesten Allah razı olsun. Allah halka sıcak yemek dağıtan sivil toplum kuruluşlarının hayırlarını kabul eylesin. Umarım bundan sonra deprem başta olmak üzere afetlere hazır bir toplum oluruz. Selametle kalınız…
Yorum: Yılmaz Tekin